Galiba bayram sadece sılada yaşanan bir şeydir artık. O da artık ‘eh işte’ makamındadır belki de. Gurbette ( gerçi sıla da artık gurbet gibi) bayram mı olurmuş zaten! Eş dostla beraber olmaktır, bayram. Arife günü mezarlığa gitmektir, sabah erken kalkıp dolaptan sütlaç aşırmak, filinta gibi giyinip, evin erkekleriyle bayram namazına gitmek, eve gelince de annenin elini öpebilmektir, sımsıkı sarılabilmektir ona, bayram. Şeker toplamaya gelen çocuklara şeker tutmak, kolonya dolaştırmaktır misafirlere. Misafirlikte ‘çok yedim ben almayayım’ deyip bir lokmada yutmaktır tatlıları. Şeker topladığın sokakları tekrar aynı heyecanla gezmektir, yılda bir kere gördüğün konu komşuyla hasbihal etmektir, karşılaştığın çocukların kimin çocuğu olduğuna dair tahmin yürütmektir, bayram. Velhasıl çok şeydir bayram memlekette.

Büyümüş olmanın verdiği bir karamsarlıktır bunlar hep. Biz büyüdük ve dünyanın kirli bir şey olduğunun farkına vardık diyedir, şikâyetimiz.







