Eğitim-Rehberlik

EYVAH NÖBETÇİYİM

Aman Allah’ım, olamaz! Bugün nöbetçiyim, diyerek yatakta fırladım. Okula gitmemek için bir bahane bulmam gerek ya da korkumla yüzleşmem. Korkunun ecele faydası yok. Koca adam oldum. Bugün bu korkumun son günü olacak. Okula gidecek ve onunla yüzleşeceğim. Sor bakalım sorunu diyeceğim korkusuzca. Ucunda çaysız kalmak olsa da karşısına çıkacağım. Her nöbet günü ona gözükmemek için kaçtığım yeter. Bunca yıllık öğretmenim, bir sorudan mı kaçacağım, asla. Sen aslansın, sen kaplansın, sen bunun üstesinden gelirsin diyerek gazlıyorum kendimi. Ama korkum peşimi bırakmıyor, içimi kemiriyor. Belki de bugün hasta olmuştur okula gelmeyecektir. Hadi hayırlısı diyerek yola çıkıyorum.

Okuldayım
Sabahki kararlılığım yok oldu. Korkuyorum. Ter basmaya başladı. Ellerim titriyor. Üstelik bugün koridorda nöbetçiyim, hem de onun sınıfının olduğu koridor. Titrek adımlarla nöbet yerime gidiyorum ama ayaklarım geri geri kaçma teşebbüsünde. B-C-Ç-D-EF ….planlarımı devreye sokmam gerekiyor. Sorusunu soracakken birinci dikkat dağıtma cümlesi: ‘Aaa o kuş mu?’ diyeceğim. Olmadı mı ikinci cümlem ‘Durun bakalım kavga etmeyin’ diyerek başka çocukların olduğu yere gidiyorum. Bu da olmadı mı? Elimde telefon birisiyle konuşuyormuş gibi yapacağım. Hay aksi, telefonum yine çantamda kalmış! Bu plan çöpe gitti.

Geliyor
Eyvah ki ne eyvah! Geliyor. Koridorun bir ucunda o diğer ucunda ben. Kendimi bir kovboy filminde düelloda gibi hissediyorum. Şimdi sorusunu soracak ve paaat ben yerdeyim… Bir soru bir insan nasıl yere serer? diye sormayın. Bu soru benim okuldan kaçmamı sağlayan, öğrencileri okuldan soğutan, öğretmenleri korkutan bir soru. Zaman genişliyor, uzuyor koridor, zamanın göreceliği kesinleşiyor. Adımları pat pat, kafamda yürüyen biri var sanki. Geliyor, ağzında gevelemeye başladı sorusunu soracak. Ama aramızda kilometrelerce mesafe var gibi. Sesin havadaki hızı belli, soru bir yılda ancak ulaşır bana diyorum ama duydum. Sordu sorusunu, ben gözüne ışık tutulmuş bir tavşan gibi kalakaldım koridorun orta yerinde. Diğer planlar da çöpe. Eveliyorum geveliyorum bir türlü konuyu değiştiremiyorum. Cevaplamaktan başka seçeneğim yok. Ama cevabı uzatma şansımsım var.

Ben soruyorum sorumu: Kaçıncı dersteyiz? Cevap veriyor, birinci derse gireceğiz, diyor. Peki, kaç dersimiz var bir günde? Dokuz ders diyor. Aferin, öyleyse kaç dersimiz kaldı? Başı öne düşüyor, dudaklarını büzüyor, ağlamaklı oluyor, gözlerini kısıyor, sesi titriyor ve ‘dokuz dersimiz var, diyor eve gitmeye. Omuzları düşmüş halde sınıfa gidiyor. Ben arkasından, eğitim sistemini, okulu, dersleri, öğretmenliği, öğretmenliği-mi- sorguluyorum.
Sonraki teneffüste tekrar gelip soracak, sonra diğer teneffüste, sonra da her teneffüste soracak sorusunu ‘Öğretmenim, eve gitmemize kaç saat kaldı?
2022

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top