Eğitim-Rehberlik

Muzdarip Öğretmenler

Muzdarip Öğretmenler

Ufacık tefecik çocukların öğretmenlere çektirebileceği eziyetler birçok kimsenin hayalhanesine giremeyecek kadar zengin bir koleksiyona sahiptir. Hele bu öğretmen her şeyi sevgi ve konuşma ile halletmeye meyilli ise. Bu cümleden dolayı ‘ne yani sevgi ve konuşma’ dışında başka çözüm yollarını mı savunuyorsun? Diye sormayın maksadım o olmamakla birlikte bu anlamın çıkabileceğini fark etmedim değil. Ama amacım, sorun çözmek için uzun ve yorucu olan yolu seçen ve yüzüp yüzüp kuyruğuna gelince pes eden bu pes etmeyle birlikte hayallerinin yerle bir olduğunu gören öğretmenlerin durumunu işaret etmek içindir. Onlara acıyın efendim. Ya da sabır temennisinde bulunun. Sabır taşı dahi olsalar sabır dileyin onlara. Çünkü öğrencilerin gelecekleri için onlar; hayatlarını, zevklerini, sağlıklarını(ruh ve beden) bir kenara bırakmaya hazırlar.

muzdarip öğretmen

Doğarken yorgun doğan insanların dinlenmek için yaşadığı bu çağda öğrencilerin elinden tutup hayat merdiveninden bir basamak daha çıkartmak ve bu uğraşı esnasında arkasından çekiştiren televizyon, bilgisayar, telefon ve anne-baba olunca iş karmakarışık hale geliyor. Cenap Şahabettin’in dediği gibi ,’Fikirlerimiz az olunca onlarla çok fazla uğraşıyoruz.’ Çocuklarımızla fikirlerimiz arasındaki bir benzerliği daha görmüş oluyoruz. Çocuklar az olunca tek meşgalemiz onlar oluyor. Bu uğraşı ile çocukları bunaltıyor, buruşturuyor ve öğretmenin önüne atıyor modern insan: ‘Al öğretmen bu çocuğu adam et’ diyor ve ‘Aman ha! Bu işi yaparken de sakın üzme, zorlama, kızma, gururunu incitme, yüzünü ekşitme, kaşlarını çatma’ demeyi de ihmal etmiyor.

Yeni Mezunlar

Biz dönelim öğretmenlerin çektikleri ıstıraplara. Önceliği yeni mezun olan öğretmenlere vermek gerek. Çünkü göreve yeni başlayanlar palansız eşekten düşmüşe dönmekteler. Gerçi ilk yıllarında müthiş bir performans, bir arzu ile giriştikleri yolda karşılaştıkları zorlukları pek önemsemezler, bu önemsememe sorunlarını hep küçük görmelerine sebep oluyor. Tabii öyle olmuyor her zaman ve ilk paragrafta anlatılan durumu sorgulamaya başlıyorlar.

Öğretmenlerin dinlenme yeri ve zamanı neresidir? Diye bir soru sorsam; okuldan sonrası var, hafta sonu var, resmi tatiller var, yaz var var da var. Ama kazın ayağı öyle değil. Şöyle ki; eve iş götürmeme lüksü olmayan bir meslektir öğretmenlik. Çünkü eve gitmeyen iş, okula da gitmeyecektir. Evde pişmeyen ders öğrencilerin boğazında saplanıp kalacak ve bir ömür boyu onu hazmedemeyeceklerdir.

musdarip öğretmen 1

Yeni Nesil Öğrenciler

Öğrencilik dönemimizdeki öğrencilere benzemiyor hiçbirisi. Öğretmenlerini gördüklerinde yol değiştiren, öğretmeni karşısında el pençe divan duran, itaatkar, sessiz sakin, öğretmeninin ağzının içine bakan öğrenciler yok artık ortalıkta. Derste sigara içen, öğretmeni ile dalga geçen ve bunu videoya alıp da sosyal medyada paylaşmayı maharet sayan bir nesil geliyor.  Sadece onlar mı? Öğretmenin bir bildiği vardır, çocuğuna ‘Sen yaramazlık yapmasaydın öğretmenin sana kızmazdı’ diyen veliler de yok artık. Çocuklarını dünyanın merkezine koyan, sınıfta sadece kendi çocuğu varmış gibi davranılsın isteyen, başka çocukları yok sayan ve sınıfa ortamına müdahaleyi hak gören veli portresi ile karşı karşıyayız. Öyle oturduğun yerden sınıfı yönetme devri de geçti. Hele hele elinde sopa ile koridorlarda gezmeler ve sınıfı sıra dayağı ile hizaya getirmeler. İyi ki yok artık yoksa her yerde onuru kırılmış, aşağılanmış, öğrenilmiş çaresizlikten dolayı umudunu yitirmiş silik milyonlarca insanlara geleceğimizi emanet edecektik. Sorgulayan, araştıran, her duyduğuna inanmayan, üretken, ruhunu Mefisto’dan kurtarabilen bir nesil bekliyorduk. Oysa okullar can çekişiyor, öğretmenler küstürülmüş, okullarından uzaklaştırılmış; çocuklar dümene geçiyor, eğitim planlamacılarının kafası karışık, canları sıkılınca (kim bilir belki de eğitim sistemini daha ne kadar bozabiliriz diye kafa patlatıyorlardır) sistem değiştirme derdindeler. Eğitim gemisi nereye gidiyor kimsenin bilgisi dahilinde değil ve dahi kimsenin umurunda bile değil. Acı ama gerçek, hal ve gidişat berbat, demedi demeyin.

Fehmi Büyükkol
2009

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top