Eğitim-Rehberlik

KÜREKLİ ÖĞRETMEN

Engin Bey, zemin kattaki müdür beyin odasından 4. kattaki öğretmenler odasına merdivenleri ikişer üçer atlaya atlaya koşarak çıktı. Odaya girdiğinde kan ter içindeydi.
-Sayın hocalarım, ben size demiştim. Yusuf Öğretmen’in gidişi iyi değil diye. Neden beni dinlemediniz yazık oldu. Ah Yusuf Hocam vah Yusuf Hocam.
Nefes nefese kaldığı, korktuğu, telaşlı olduğu; titreyen el ve sesinden belli oluyordu. Herkes kafasını ona çevirip ona baktı; şaşkın ve tedirgin olarak. Bir şey olmuştu ve bu onu çok etkilemişti anlaşılan. Meraklı bakışlar Engin Bey’den cevap bekliyor ‘Eee hadi devam et ne oldu anlatsana diyordu.’
– Nasıl olduğun anlamadım, ama kan revan içindeydi.
Kan revan, kelimelerini duyanlar ‘vah vah yazık oldu Yusuf Öğretmen’e’ demeye başladılar.
30 DAKİKA ÖNCE YUSUF ÖĞRETMEN BİR OMZUNDA BİLGİSAYAR ÇANTASI BİR OMZUNDA KÜREKLE OKULA GİRER.
Okulun güvenlik görevlileri omzunda kürekle Yusuf Öğretmeni görünce pek de yadırgamadılar. Çünkü yok deney yapacağım, yok etkinlik yapacağım diye türlü türlü malzemeler getirmesine alışıktılar. Her ne kadar birkaç yıldır o işleri bırakmış olsa da, Yusuf Hoca tekrar abudik gubidik işlere karışmaya, farklı ders uygulamalarına karar vermiş galiba, diye düşündüler.

Müdür yardımcısı onu bahçe kapısından içeri girerken görünce, kara kara düşünmeye başladı, birazcık oflayıp puflayarak. ‘Bu adam başımıza gene ne işler açacak, vazgeçmişti uzun yıllardır, saçma sapan ders işleme işinden gene ne var aklında acaba?’ Diye konuştu kendi kendine. Hocayı da sevmezdi zaten. Yusuf Öğretmen elini eteğini çekmişti okuldan, dersini anlatıp çıkıyordu, herkes gibi. Bu sayede de idarecilere pek iş düşmüyor mutlu mesut yaşayıp gidiyorlardı. Birkaç yıl öncesine kadar sürekli proje ve etkinlik fikirleriyle gelip bir şeyler anlatıyor ve okulda alışa gelen birçok şeyi değiştirmeyi çalışıyordu. Ama pes etmişti Böylece herkes rahat nefes almıştı. Ara ara eski alışkanlıkları depreşiyor ama sadece sözde kalıyor eyleme geçemiyordu niyeti.
Müdür yardımcısı Yusuf Hoca’ya takılıp:
– Hayırdır hocam kürekle gelmişsiniz, yoksa bahçe mi yapacaksınız gene arka tarafa?
– Bahçe mi ne bahçesi dedi şaşırarak. Sonra omzundaki küreği hatırlayınca:
– Haaa o mu yok hocam o başka bir iş için.
– Başka ne için olabilir hocam? Bir kürek kürektir ve işi bellidir. Gerçi o sizin için çok farklı bir alet de olabilir ama merak ettim.
– Önemli değil hocam, tedbir amaçlı, deyip geçti müdür yardımcının önünden.
Müdür yardımcı da okula gelip giderken köpeklerden korunmak içindir her halde diye düşündü ve bahçede nöbetçi öğretmenleri teftişe çıktı. Bu arada müdürü arayıp da rapor vermeyi ihmal etmedi.
Müdür odasının önünden geçerken, müdür hocaya seslenip odasına gelmesini rica etti. Yusuf Hoca tebessüm etti. Müdür yardımcısının müdürü aradığını anladı, yüzünde alaycı biraz da acıyan bir tebessümle.
MÜDÜRÜN ODASI
Oda okulun en geniş odasıydı. Lüks mobilyalar, oturunca insanın içine gömüldüğü, gırc gırc eden, deri koltuklar vardı. Geniş ve uzun bir müdür masası yan tarafta hiç kullanılmayan toplantı masası, sandalyeler, masa üstünde isimlik, çiçekler, evraklar; Kocaman ve yüksek bir müdür koltuğu, koltuğun arkasında camdan dolapta kupalar, madalyalar, katılan yarış ve proje belgeleri sergileniyordu. Çoğu Yusuf Hoca ve öğrencilerine aitti. Müdür masasının sağ tarafında hizmetli Engin Bey oturuyordu. Müdür Bey alaycı bir tonla:
-Yusuf Hocam hayırdır, kürekli deney var galiba.
– Engin Bey günaydın. Müdür bey günaydın. Kürek mi? Yok hocam. Müdür yardımcına da söylemiştim aslında. O tedbir amaçlı, büyük bir yanlışı düzeltmek için kullanmayı düşünüyorum.
– Nasıl koca bir yanlışlık? Çok merak etim. Nasrettin Hoca’nın hikayesindeki gibi mi?
– Önemli değil efendim. Öğretmenlik mesleği ile ilgili ileri geri konuşanlar için kullanmayı düşünüyorum.
– Aaa hocam lütfen biraz daha açın. Siz ki öğretmenlik gibi kutsal bir mes…
– Hocam lütfen o cümleyi tamamlamayın, benim de amacım kullanacağınız cümlenin yanlışlığını düzeltmek içindir bu kürek. Bundan dolayı lütfen tamamlamayın, rica ediyorum. Küreği kullanmak istemiyorum. Ama kullanmaktan da çekinmem. Demedi demeyin.

Engin Bey:
– Aha ben anladım, yok hocam o kadar da değil bu bir şaka deyin lütfen.
– Anladığınıza sevindim.
Müdür:
-Sizin anlayıp da benim anlamadığım nedir? Yahu
– Yusuf Hocam’la uzun zamandır öğretmenlik mesleği ile ilgili müzakereler yürütüyoruz. Hocam mesleğin ulvi bir meslek olmadığını, herhangi bir meslekten farkı olmadığını ısrarla söylüyor. Ben de o katılmadığımı ifade ediyordum.
Müdür:
– Ne yani, Yusuf Hocam gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz.
– Evet hocam artık böyle düşünüyorum. Aydınlandım. Maymun gözünü açtı, geç oldu ama olsun. Mesleğin sokakları temizleme, hastaya bakma, toprakla ilgilenme, araba kullanma, bina yapa işlerinden hiçbir farkı yoktur.
Müdür, dayanamayıp:
– Amma yaptın hocam, ya. Mesleği nasıl bu işlerle bir tutarsın? Olur mu canım. Bizim meslek peygamber mesleği ve çok…
– Deme hocam, küreği bu cümleyi kullananlar için kullanacağımı anlamışsınızdır, umarım.
– Öğretmenlik mesleği tabii ki kutsal bir meslektir ve en önemli mesle…yandım anaaaaammmm….
– Uyarmıştım sizi
ÖĞRETMENLER ODASI
Herkes bir şeyler söylüyor bir uğultu yükseliyor. Kapı açılıyor. Önce kürek gözüküyor, sonra da Yusuf Öğretmen gözüküyor. Herkes sus pus. Yusuf Öğretmen:
– Günaydın arkadaşlar. Mesleğimiz kutsal falan değildir. Hele bizim/öğretmenlerin –genelinin- yaptığı bu tarz bir meslek, meslek de olmayabilir. İnanmayan kürek burada, ona sorsun. Hadi sağlıcakla kalın.
Küreği öğretmenler odasındaki duvara dayayıp bırakır ve dolabındaki eşyalarını alarak aşağı iner.
MÜDÜR ODASI
Odada hemşire, güvenlik memurları ve birkaç öğretmen müdürün başında. Yusuf Hoca içeri girer:
– Hocam müsaadenizle istifam burada. Kusura bakmayın ama öğretmenlik kutsal değildir. Bu söz; ayaklar altına alınmış mesleğin avuntusu için yayılan, öğretmenlerin hak aramamaları, daha çok çalışmaları, insanüstü bir fedakârlık göstermeleri için uydurulan, üst makamların/yöneticilerin beceriksizliğini örtmek için uydurdukları ezber cümledir, vesselam. Der ve çıkar.
YUSUF HOCA’NIN EVİ
Yataktan hızlıca doğruldu. Dudaklarında hınzır bir tebessümle. ‘Çok güzel bir fikir’dedi. ‘Ama müdür beye denk gelmesi kötü olmuş, haha çok da güzel olurdu, okula kürekle gitmek. Bunu hemen uygulamaya başlayayım’ diye ekledi. Ve okula gitmek için kalkıp kürek armaya başladı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top